30.04.2018 Üniversitelerin bölünmesine ilişkin kanun teklifinin basına yansımasından itibaren konu bütün üniversite camiasının ve toplumun gündeminde yer bulmuştur. Bu bağlamda Gazi Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesinde yükselen itiraz sesleri kamuoyunun ilgisini çekmiştir. Diğer üniversitelerden herhangi bir fikir beyanı gelmemesinin sebepleri farklıdır. Belki de üniversitelerinin bölünmesinin ülkeye birden bire ve mucizevi bir katkı sağlayacağını düşünüyor olabilirler. Bu yazının konusu tepkisiz kalan üniversitelerin durumunu irdelemek değildir.

Öncelikle konuya ilişkin itiraz ve alternatif önerilerinin dile getirilmesi demokratik bir ülkede olağan karşılanmalıdır. Hatta bu ülke OHAL rejimi ile yönetiliyor olsa bile karar mercileri bu tür eleştiri ve önerileri yadırgamamalıdır. Bilim kurumlarına ilişkin tartışmaların ideolojik davranma iddiaları zorlama yorumdan öteye geçmez.

Öncelikle bu tartışmaların taşıyıcısı 18 yaşını doldurmuş gençlerdir. Üniversite öğrencileridir. Onlara milletvekili olma yolunu açan sistem öğrencilerin, kendi geleceklerini yakından ilgilendiren bir konuda fikir beyan etmelerini takdirle karşılamalıdır. Her itirazın arkasında bir komplo veya kötü niyet aramak inandırıcılıktan uzaktır ve demokratik bir davranış değildir. Ülkeyi yönetenlerin bu yetkiyi toplumdan aldıkları unutulmamalıdır. Bu nedenle kamuoyunda dile getirilen eleştiri ve öneriler bir dinamizm ve demokrasiye katkı olarak görülmelidir.

Öncelikle Gazi Üniversitesinin öğrenci sayısının İstanbul Üniversitesi düzeyinde fazla olmadığını tespit etmek gerekir. Lisans öğrencisi sayısı elli beş bin, lisansüstü öğrenci sayısı ise on beş bindir. Zaman zaman Türkiye’nin doktoralı insan kaynağının azlığından yakınılır. Bu en çok da iktidar tarafından dile getirilmektedir. Aynı zamanda araştırma üniversitesi statüsünde olan Gazi üniversitenin, lisansüstü öğretime bu denli güçlü bir katkı sağlamasını üniversiteyi bölmek için bir gerekçe olarak kullanmak anlaşılmaz bir yaklaşımdır.

Gazi Üniversitesi kurumsallaşmış bir üniversitedir. Farklı görüşlere tahammül etme olgunluğuna sahiptir. Böyle olduğu için de öğrencilerin ve öğretim kadrosunun büyük bir bölümü Gazi Üniversitesinin marka değerini yok edecek bir kanun değişikliğini hatalı bulmakta, görüşlerini kamuoyu ile paylaşmaktadır. Nitekim sayın Cumhurbaşkanı İstanbul Üniversitesi için yanlıştan dönüleceğinin işaretini vermiş ve kurulacak yeni üniversitenin adının, İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi olacağına işaret etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanının kamuoyunun sesini dikkate alacak olması memnunluk vericidir.

Gazi Üniversitesi açısından da ortak akla uygun bir çözüm bulunmalıdır. Öncelikle üniversite bölünse bile mevcut öğrencilerin haklı beklentileri göz ardı edilmemeli, onlara Gazi diploması verilmelidir. Üç ay sonra mezun olacak öğrencilere adeta “Gazi diploması kalmadı, Hacı Bayram verelim” gibi aklın, vicdanın ve hukuk mantığının kabul etmeyeceği bir dayatmadan kaçınılmalıdır.

Siyasi iktidar Gazi Üniversitesini bölme konusunda kararlı ise bizim önerimiz Gazi Sosyal Bilimler Üniversitesi şeklinde olmalıdır. Böylece hem üniversiteyi bölmenin gerekçesi olarak ifade edilen öğrenci sayısı fazlalığı sorunu çözülmüş olur hem de “Gazi” markası heba edilmemiş olur. Bu hem öğrencilerin hem de akademisyenlerimizin makul karşılayacakları bir çözüm olacaktır.

Siyasi iktidar Hacı Bayram Veli adını taşıyan bir üniversite kurma konusunda da kolay bir alternatife sahiptir. Tam da Ankara’da Hacı Bayram Veli Camisinin yanı başında henüz öğrenci almaya yeni başlayan Sosyal Bilimler Üniversitesinin adı Hacı Bayram Veli Üniversitesi olarak değiştirilebilir. Böyle bir değişikliğe kimsenin itirazı olmayacaktır. Çünkü Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi henüz kuruluşunu yeni tamamlamaya çalışmaktadır ve böyle bir değişiklik kimseyi mağdur etmeyecektir. Böyle bir uzlaşma hem Gazi Üniversitesi öğrencileri açısından hem de ülkedeki siyasi fikir ayrılıklarının uzlaşma ile çözülmesine bir örnek oluşturacaktır. Öğrencilerimizin yasalara saygısı sonsuzdur. Onların tepkisi sadece devlet düzeninin kendilerine verdiği güvenin boşa çıkmaması mücadelesidir. Yasaların söz verdiği gibi Gazi öğrencisi olma ve Gazi Üniversitesi diploması alma hakkı onlardan esirgenmemelidir. Lütfen gençlerimizin ümitlerini söndürmeyelim.

NOT: 30 Nisan pazartesi saat 12.00 de Gazi ve İdari Bilimler Fakültesinin ortak kampüsünde tıpkı bütün fakültelerdeki hocalar gibi yasalara saygı çerçevesinde duygularını dile getirmek isteyen öğrencilerimizin yanında olacağımı bir not olarak belirtmek isterim. Ülkemizi sevdiğimiz için, demokrasiye sahip çıktığımız ve yasalarla verilen haklarımızın korunacağına güvendiğimiz için görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşacağız.

Categories:

Tags:

No responses yet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir